Kayıtlar

Eski Mardin Sokakları'ndan Mardin Çevre Güzelliklerine

Resim
Ankara'dan gelecek olan Ankara Trekking'den arkadaşlar ancak akşam 8 de Atatürk Barajı'nı da gezmiş, inşaat halindeki yolun çilesini de çekmiş olarak otele gelebildiler.  O kadar gezmenin ardından otelimizdeki nefis etli pilav bir de üzerine TUS'a çalışma belasına görüşemediğim Selami Ağabey ve ekibinin hoş sohbeti cok guzel gidiyor. Akşam yemeğinin ardından şu an askeri bölge olduğundan gezilmeyen ancak gece ışıklandırılan Mardin Kalesi 'ni izlemeye çıkıyoruz. Üstüne de deliksiz bir uyku. :) Sabah kahvaltımızı otelin tuhaf bir isteği/dayatması ile üçer kişilik masalarda ayrı ayrı yapıyoruz.  Veee arkadaşların ilk, benim ise 2. Mardin günüm başlıyor... Benim ilk günkü kaybolma yolu bulma, yeniden kaybolma en sonunda yolu oğrenme tecrübemden faydalanarak Ulu Camii yolunu bulup camiiyi geziyoruz...

Eski Mardin Sokakları'nda

Resim
Mardin'de Ankara'dan gelecek arkadaşlarla buluşup Mardin ve çevresini gezme aşkıyla sabah erkenden kalkıyorum veya ben erken kalktığımı zannediyorum. Benden daha erkenci olan babaannem bana mükellef bir kahvaltı hazırlamak için erkencecik kalkmış. Babaannem sayesinde tıka basa yedikten sonra Batman'ın eski otogarı şimdinin Batman ilçe otogarına, Mardin minibüslerinin kalktığı firmanın yazıhanesine gidiyorum. Minibüs biraz rötarlı da olsa kalkıyor. Aslında fazla bir kalite beklemiyorken herkesin numarasının belli olması ve de Nilüfer Turizm'in aksine Sünger Bob keki ve çakma Tang'ten çok çok daha kaliteli bir servisinin olması beni şaşırtmıyor da değil... Minibüs ile Hasankeyf'ten geçerken yine heyecanlanıyorum. Ailecek otobüsle gidilen tatillerde denizin mavisi ile ilk karşılaşmanın bana zamanında verdiği coşkuyu Hasankeyf'i görünce tekrar hissediyorum. Mardin'e geç kaldım; Ankara' dan gelecek olan Selami Ağabey ve Selami A...

Diyarbakır Yazı ve Fotograflarım Kültür-Sanat Dergisi gölge'deydi...

Resim

Galapagos Adaları' ndan Tillo'ya...

Resim
Bazı yerler vardır kültürüyle, görünümüyle, yaşayış biçimiyle geçmiş hiç de "geç"memiştir. O tarihi mekanlar halen yaşıyor adeta nefes alıp vermeye devam ediyordur. 1991' den beri tabeladaki adıyla Aydınlar, yaygın kullanılan Süryanicede yüksek ruhlar anlamına gelen Tillo tam anlamıyla tarihiyle yaşayan el değmemiş bir ilçe. Tillo, halk arasında evliyalar kenti olarak biliniyor. Aslında hiç de haksız sayılmazlar. Çünkü ilçe sınırlarında yirmiye yakın kutsal ziyaret yeri var...

Bumbar’ ın İzinde

Resim
Kurban bayramları bazıları için yeni ve güzel elbiseler, rengarenk şekerlemeler, toplanan harçlıklar, çoktandır görmediklerimizle hasret gidermek için bir fırsatken bizim için bayramın önemi çok farklıydı. Bizim için yılda bir defa da olsa “Bumbar” yeme şansı anlamına geliyordu. Yapısı itibariyle ince ve uzun olan bu yöresel yemeği çatal kullanmaksızın (spagetti misali) sonunu bilmeksizin yemeğe çalışmanın zevki anımsayabildiğim bir çocukluk hatırası… Babaannemin Bumbar’ ı da belki de sonunun nerede biteceğini bilmeden yemeğe başladığım Bumbar’ ın ilk kısmı…

Karşıtlıkların Diyarı Diyarbakır

Resim
Hep görmek istediğim 2001' de benimle beraber gelen olmayınca vazgeçtiğim, 2007' de Batman' da birbuçuk ay kalmama rağmen denk getirip yolumu düşüremediğim, geçen yıl bu zamanlarda bana yeniden TUS yolu görünmezse tüm gezi programımın hazır olduğu diyarın yolundayım en sonunda... Batman' a geldiğim çarşamba gününden beri, babaanemde kaldığım süre boyunca hava her daim yağmurluydu. Aslında güneyden gelen tozla birlikte çölle karışık yağmurlu dersem daha doğru olur... İlçe otogarı şehrin dışında. Daha otogarda Fettah Abi' yi beklerken yağmur çiselemeye başlıyor. Yağmur bununla da kalmıyor ve kendimizi eve zor atıyoruz. Birkaç saat beklememize rağmen yoğun yağmurdan kurtulamayacağımızı anlayınca Çiğdem Abla, Fettah Abi ve iki canavar; Murat & Burak ile Diyabakır' ı arabayla dolaşmaya başlıyoruz. O kadar planlanıp gelinemeyen şehre araba camının dışından bakmak varmış diye içimden geçirip eeeh buna da şükür! diyorum. Arabadan hepitopu üç defa; Mi...

(benim) Kültür Başkenti(m) İstanbul

Resim
Artık otobüsler teker teker geçmeye başladı... Biz en iyisi mi arabadan inip yağan yağmura rağmen otobüsümü dışarıda bekleyelim... Yoğun programımın arasında 2008' in şu son günlerine sığdırabildiğim İstanbul yolculuğum, Mesa Plaza' da salının ilk ve soğuk saatlerinde başlıyor. Otobüse yolda binmenin verdiği oturulacak yere yerleşme, "çanta yukarıdan kafama düşmez değil mi ?" diye feryat eden yolcuyu teskin etme telaş ve heyecanını atlattıktan sonra uzun olmasa da nöbetler sayesinde her türlü ortama alışkın uykum sayesinde kendimi saat 7 sularında Taksim Meydanı ' nda buluyorum...